Blog

Anlatılamayan Satırlar

Herşeyi anlatmak istiyorum. Çareyi buldum sanmıştım.. herşey gün yüzüne çıktı da uygulamaya geçmek gibi büyük bi detayın ne kadar zor olduğunu hesaplayamamışım… Neden hataları hatalarla kapatma ihtiyacı duyar insan?Herşey bitti […]

yzr: Hakkı Cengiz
A+ A A- okuma

Herşeyi anlatmak istiyorum. Çareyi buldum sanmıştım.. herşey gün yüzüne çıktı da uygulamaya geçmek gibi büyük bi detayın ne kadar zor olduğunu hesaplayamamışım…

Neden hataları hatalarla kapatma ihtiyacı duyar insan?
Herşey bitti huzura kavuştuk, herkes hatalarından ders çıkardı derken neden ?

Benim hikayeme sondan daldık biraz o yüzden sizler için geri saracağım biraz.. Tam olarak 501 gün önce hüzün ve hüsran ayında biz mutlu bi birlikteğin temellerini atmıştık. Hayatıma girişiyle neşeyi de getirdi öyle saf ve güzel gülüşü vardı ki ruhumu tazelemişti resmen.. Birbirimize o kadar sıkı sarılıyorduk ki hiç bişey umrumuzda değildi. Gülüşlerimizde ortaktı hüzünlerimiz de..

Derken.. An geldi o hiç istemediğim ama zorunda olduğum ve ben onu o anılarla dolu şehirde matemli bi halde bırakıp yeni bir okulda ve onun olmadığı yeni bir şehirde yaşamak üzere gittim. Hatta beni uçağa bindirdikten sonra saatlerce havaalanı dışındaki o çimenlerde ağlayışlarının yankılarını hala kulaklarımda hissediyorum.. 

Ve benim yeni hayatım böylece başladı. Yeni yüzlerle tanışırken herkesin dediği “ayrılırsınız, bu ilişki yürümez” lafları arasında boğulup kendimi oyuna verdim, çayarası’na verdim. Hala oyun oynamak istiyorum ve kodların arasında yeni şeyler öğrenip kafa dağıtmak istiyorum. 

Günlerce birbirimizi teselli ettik.. Sesli, görüntülü konuşmalarımız kimi zaman öyle uzardı ki ev arkadaşlarıma fazla gelirdi, rahatsız olurlardı. Kimi zaman ikna ederlerdi de çıkardık kafelere giderdik. Çay, kahve, tavla.. Geç mesaj attığım zamanlar olurdu hemen gönlünü alırdım iki güzel söz, geçmişten güzel anılar.. Bazen ona Türkçe dersleri verirdim. Otururduk kağıt, kalem skype’tan çalışırdık. 

O kadar dayanılmaz ve zor anlardı ki ders çalışmak, kodla uğraşmak da bir yere kadardı. Henüz bi ay bi buçuk ay olmuştu ki ben özleminden yerimde duramıyordum. Bi fırsatta gittim hemen yeni yılın öncesine bileti aldım.. Kimileri aptallıkla övdü, kimileri mallıkla… Onlara göre para aşktan daha önemliydi. Ben dünyaları vermeye hazırken… 

Dönüş biletini alamamıştım ama bulabileceğime inanıyordum bir şekilde parayı denkleştirip onu da alırım diyordum. Ama bulamadım.. Hayallerimiz suya düşerken onunla paylaştığımız sevinçte hüzne, kedere dönüştü. Keşke biri beni anlasaydı yanımda sarılacağım bi insan aradım ama kimseye ne derdimi açabildim ne de kimse anlamaya çalıştı. Kendi kendime sarılıp uyuyordum. O ağlıyordu ben ağlıyordum..

İyiden iyiye kodlara sardım o da klublerde takılmaya başladı, hep dediği “bu şekilde bastırıyorum” oldu. Hakkı vardı iyi dedim ama içime dert oldu. Keşke bi konsept olsaydı birlikte yapabileceğimiz uzaklardan da birlikte kalabileceğimiz. Bunu oluşturamadığım için o kadar pişmanım ki şimdi kendime kızıyorum. Birbirimize o kadar çok güvenip o kadar acı çekiyorduk ki en ufak çıkış yolu bile bişeydi bizim için. 

Sonra onu yine teselli ediyordum “bak bileti ertelettim geliyorum yanına” diye. Ve ilk durağım orası olacakken aile evine vardım. Çünkü yine bulamadım destek. Aileme soramıyordum. Dostumdan isteyemiyordum. Ne için diye sorduklarında cevabıma karşılık verecekleri cevapları onlar hal ve konuşmalarıyla çoktan cevaplamışlardı. Aile evinde hızlı ve yorucu günlerin sonuna doğru okula dönüş vaktine son 10 gün kalmıştı. Her gün bilet fiyatlarına bakıyordum. Ve bir gece o kadar dalmıştım ki hesaplara babam uyandı ve anladı.. O an hissetmiş ve ne kadar ağırlık taşıdığımı anlamış olacak ki bu ufak bedende kabul etti ve almama izin verdi. 

🙂

Hemen ertesi günün sabahına aldım biletimi  O kadar mutluydum ki havalara uçuyordum. Ona söylemeyip süpriz yapmayı düşündüm ama 10 dakikadan fazla tutamadım bu sırrı. Çünkü yeri değildi süprizin ben indiğimde uçaktan eski günlerde ara tatillerde yaptığı gibi beni almaya gelip dönüşte sarıla sarıla otobüste gitme huzurunu kaçıramazdım. En önemlisi de uçaktan inip ona sıkı sıkı sarılmak..

Gece karanlığa karıştı, gün aydınlığı getirdi. Ailemle kısa ve öz bir vedalaştım ve sabahki uçağım için akşamında Adana’ya arkadaşa vardım..

Uçak inmişti valizim yoktu ve hızlıca çıktım . Gözlerimle aradım her yerde. Onu bulamayıp tam para çevirmeye yönelmişken kapıda onu farkettim. Arkasından sarılamadan farketti ve.. 

Ve o an hayatımdaki en mutlu anlardan biri. O kadar heyecanlıydı ki tir tir titriyordu. Omuzlarımıza döktük yaşlarımızı, hasretimizi.. Sarılı kaldık tüm yolcular çıkana dek. Hala inanamıyorduk birbirimize. Islak yanaklarını öperek kurutmaya çalışıyordum. Tekrar ve tekrar birbirmize defalarca sarılıp düştük yola. Otobüse binip kafasını omzuma dayadığındaki huzur, gözlerindeki ışıltı aynıydı.. 

Onun hayallerimizin üzerinden geçtik. Üstüne ekledikçe ekledik. Ne de olsa dünya bizimdi  bizi ne mesafeler ayırırdı ne başka bişey… Zamanında gezdiğimiz yerleri tekrar tekrar gezdik el ele kol kola. Kimi zaman tartıştık ama o kadar mutluyduk ki hiç uzatmadık. Birbirimizi üzmedik..

Ama bi veda zamanı da yaklaştı yine.. Tekrar gözüktü uçsuz bucaksız yollar.. Havalanında ve üstümüzde hüzün, yetmemişti bi hafta bize. Bize bi ömürden fazlası gerekti. Bu aşk buna layıktı ama anonsta “İstanbul için yolcular alıma başlandı” diyordu… Ayaklarım gidiyordu ama kalbim sanki yerinden kıpırdamıyordu.. 

İlerlerken ben o ise kordonun kenarında kalmıştı.. Pasaportu gösterdikten sonra kordondan çıkıp ona sarıldım -canlı canlı son defa. Son defa sıkıca.. Sanki ne kadar çok sarılırsak o kadar az acı çekeceğiz, o kadar az üzüleceğiz..  Sanki depoluyorduk bu mutluluğu.. Çocukçasına seviyoruz işte birbirimizi.. Saf ve yalansız. Gözleri gözlerimde vucüdü kollarımın arasında son sözlerim dökülüyordu dudaklarımdan “Niye ağlıyorsun bu bir veda değil ki budala! Evine git direk.. Seni çok seviyorum”.. 

Şimdilerde durum hiç iyi değil. Birbirimizin canını yakıyoruz sürekli. Birbirimizi sınırlıyoruz. Ayrılıp ayrılıp barışıyoruz da bi sorunlarımızı çözemiyoruz. İçimize attıklarımız bizle öyle güzel oyunlar oynuyor ki.. O kadar kolay kırılıyor ki kalpler.. Ne gecenin tadı var ne sabahın ilk ışıklarının.. 

Evet ayrıldık.. Başından beri savaştığımız mesafelar, bizi içimize attıklarımız ile bi kez daha teste tabi tuttu. Ve hatalarımız yüzünden bu sınavdan kaldık.. .

Barıştık.. Ama anlaşılan tam barışamamış olacağız ki sizler bu satırları okuyorsunuz. 

…Çareyi buldum sanmıştım.. Herşey gün yüzüne çıktı da uygulamaya geçmek gibi büyük bi detayın ne kadar zor olduğunu hesaplayamamışım… Birbirimize kalıcı kalp kırıkları bırakmadan onarabilirsek, belki bir gün, gün ışığında el ele yürüyebiliriz..

Sizlere tek diyeceğim şey, birbirini seven bir çift gördüğünüzde onlara yardım etmeye çalışın. Ve eğer ‘o’ dediğiniz kişiyi bulursanız, ona daha fazla vakit harcayın.. Onunla daha fazla ilgilenin. Mutlu olmak istiyorsanız önce mutlu edin.

Ve son olarak, Nejra seni çok seviyorum. 

0 Yorumları: Yorum Formunu:

Henüz yorum eklenmemiş.

Bi yoruma ne dersin ?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir